Bitkiler Alemi’ne Giriş
Yeryüzünde yaşayan bitkiler.. Toplam 400.000 bitkiden 200.000’nin yenilebilir olduğunu, Dünyalıların toplam yediği bitki çeşidi sayısının 200 olduğunu, ancak şu anda 20’den az türün yiyeceklerimizin % 90’ını sağladığını, insanların çoğunun tezgahta satılan bitkilerin yarısına bile ulaşamadığını ya da yemediğini söyleyebilirim.
Atalarımız bizden çok daha fazla çeşitte bitkiyle besleniyordu. Topladıkları bitkileri, tohumları, meyveleri mevsimine göre ve hayatta kalmak üzere tüketiyorlardı ya da kendi bahçelerinde kendilerine yetecek miktarda üretim yapıyorlardı. O yüzden yaşama karşı çok daha dayanıklılardı.
Endüstriyel tarım
Büyük ölçüde doğal çevrenin ve insan sağlığının zararına az sayıda mahsule dayanır ve günümüzde yediğimiz sınırlı sayıdaki bitki, ne yazık ki aslından çok uzaklaşmış haldedir. Monokültür ekim, derin toprak işleme ve pestisitlerin aşırı kullanımı gibi endüstriyel tarımsal uygulamaların; erozyona neden olduğunu, toprakta karbon oluşturmaya yardımcı olan mikroorganizmaları yok ettiğini, atmosfere salınan sera gazının gezegenimizin ısınmasına yol açtığını artık hepimiz biliyoruz.
Geleceğimiz ufukta değil, ayaklarımızın dibinde!
İklim değişikliğini potansiyel olarak tersine çevirmek için sahip olduğumuz en güçlü araçlardan biri; toprak!
Onarıcı tarım
İnsanların kendi besinini yetiştireceği bahçeler kurması ve diğer yenilebilir bitkileri öğrenmek, bunları kültüre almak, apokaliptik bir hikayeden çıkmamızı sağlayabilir. Bunun için ciddi bir uyanışa ve harekete geçmeye ihtiyacımız var.
Doğanın içinde olan ve doğanın ayırıntılarına dikkatle bakan insanlarda, iz ve işaretleri doğru okuma; doğayı duyma, görme, hissetme kısacası mesajlarını alma, bütün olduğumuz gerçeğini anlama yeteneği gelişiyor. Albert Einstein’in dediği gibi…
“Doğaya derin derin bakın, o zaman her şeyi daha iyi anlayacaksınız.”
Dünya’ya, “yolculuk ettiği bir uzay gemisi ya da mola verdiği bir yer “olarak baktığı sürece insanoğlu, ona en büyük zararı verenin kendisi olduğunu farkedemeyecek. Dünya’nın aslında yaşayan en büyük mikroorganizma (canlı), kendisinin de; Yeryüzünün en şanslı “asalağı” olduğunu, aslında cennetin içinde yaşadığını ve onu cehenneme çevirdiğini anlayabilse… Eğer hayatta kalacaksak, tüm insan, hayvan ve bitki topluluğunu, tüm Dünya gezegenini içerecek şekilde sadakatimizi ve çabamızı genişletmemiz gerekiyor.
Ben bir doğa tutkunu, tıbbi bitkiler uzmanıyım.
Problemlerle başa çıkmanın anahtarının çözümler üretmekten çok, problem yaratmaktan kaçınmakla, yani Hippocrates’ın dediği gibi “önlemekle” mümkün olduğunu düşünüyorum. Doğaya karşı değil doğayı destekleyerek! Herkese bedava gıda ve ilaç vadeden bir alandan ve mümkün mertebe bu alanı koruyarak sesleniyorum! Toprağımızın kurtuluşunun hayati önem taşıdığını bunun da onarıcı tarım, sürdürülebilir tarım, permakültür, biyodinamik tarım ve bahçecilikle mümkün olduğunu biliyorum.
İnsanoğlunun 20 bitki ile beslenmesini sınırlandırdığı günümüzde, “yabani bitki, ot” diye küçümsediği ya da unuttuğu; 19.980 yenilebilir bitkiden, Türkiye’de yaşayanlarını tanıtacağım sizlere. Yolunuza çıktığında artık onlara farklı bir gözle bakıp, selam vereceksiniz! 🙂
Yabani Bitkiler
Yabani bitkilerin yenilebilir ve tıbbi özelliklerini, kullanımlarını da anlatacağım.
İstilacı olarak adlandırılan çok yıllık ve tek yıllık en yaygın yenilebilir yabani ve tıbbi bitkileri küçük ölçekli bahçenizde en az bakım ve masrafla sürdürülebilir yetiştiriciliğe dair temel bilgiler vereceğim.
Beslenmek ve iyileşmek için, doğa ile nasıl işbirliği yapılacağı konusunda kendisini geliştirmek isteyen doğa tutkunlarına ilham ve bilgi vermeyi hedefliyorum.
Geleceğimiz olan toprağı koruduğumuz, sağlıklı beslendiğimiz, başka kıtalardan soframıza taşınan yiyecek ve ilaç miktarını azalttığımız ve fosil yakıtların kullanımını en aza indirdiğimiz, gezegenimizi daha yaşanır ve yaşatır hale getirdiğimiz bir yıl olmasını diliyorum.
Yazan ve Gezen : Esin Bozdoğangil
![]()


