Site icon Tek Başına da Olur

Şile – Eşek Adası Macerası

Şile ‘de Bazılarının Eşek Adası dediği, bazılarının Tosbağa Adası dediği aşağıda fotoğrafını gördüğünüz yere 2 – 3 defa kamp yapmaya gitmiştim. Çektiğim fotoğraflardan birini instagram üzerinden paylaşıp hakkında bilgi verdiğim bu yer ile ilgili FB ‘den ve özelden çok talep geldi. Ben de Şile ‘ye tekrar giderek gezi yazısı haline getirmek istedim.

Şile ‘ye doğru yola çıkıyoruz…

Bu gezide yanıma eski dostum Tuna Kılıç ‘ı da alarak keyifli bir haftasonu geçirmek niyetindeydim. Her zaman “tek başına olmuyor” tabii 🙂 Uzun zamandır görüşemediğim dostum ile en son Kaz Dağları’nda karşılaştıktan sonra en yakın zamanda birlikte bir kamp yapmayı planlamıştık. O da Şile ‘ye denk geldi.

Eşyalarımızı topladık ve saat 12:00 civarında İstanbul’dan yola çıktık. Güzel bir alış-veriş yaptık. Ateşte pişirmek için sucuk, akşam yemek için meyve ve lazım olur diye atıştırmalıklarımızı aldık ve yola çıktık. Kamp alanına ulaşmadan önce yolda karnımızı doyurmaya karar verdik. Böylece daha çok vaktimiz olacaktı. Şile yolu üzerinde, Ömerli civarındaki gözlemecilerde güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra yola koyulduk.

Uzun zamandır görüşmemenin verdiği özlemle uzunca sohbetlere daldık yolda. Mobil telefondan da takip ederek Eşek Adası’na inen toprak yola kadar geldik. Tabii sohbet devam ediyor. Ben sevgili yol arkadaşıma (Durango) güvenerek asfalttan ayrılıp toprak yola daldım. Ve hikaye başladı.

Sohbet güzeldi…

Normal şartlarda ne olursa olsun; tehlike oluşturabilecek yerlerde arabadan inerek yolu ve nasıl ilerlediğini keşif yaparak mutlaka incelerim. Buraya araç girer mi? vs. diye bakarım. Bu sefer sohbete dalınca; sohbet bir yandan, yol bir yandan,  güle oynaya nefis manzarası olan bölgeye doğru inişe geçtik. Önümüzde tahminen max. 2-3 km bir yol var. Ardından çadırımızı kurup günün keyfini çıkarmaya başlayacağız. Yola girdiğimizde çamur vardı ama sorun yoktu. Yaklaşık 500 metre ilerledikten sonra kaygan olduğunu farkettim. Sohbetin de etkisi ile çok dikkate almadım. Biraz daha ilerleyince, çocuk (Durango) iyice yalpalamaya başladı. Bir sağa, bir sola kayıyordu ve ben kontrol etmeye çalışıyordum. Sağ taraf orman, sol taraf uçurum. Solda 8-10 metrelik bir vadi var. Sola viraja denk gelince çocuk kontrolden çıktı ve sağa kaymaya başladı. Yaklaşık 30 m kaydıktan sonra sağ tarafa çarparak zar zor durabildik.

Nasıl Çıkacağız?

Tatlı bir sohbetin arasında yoldan çıkmak ikimizide biraz şoka soktu ama, kısa sürede kendimize gelerek bulunduğumuz yerden çıkmaya çalıştık. Araçtan indiğimizde acı gerçeği daha net gördük. Zemin killi yapısı nedeni ile dümdüz görünsede aşırı kaygandı, öyle ki yürümekte bile zorluk çekiyorduk. Adeta bir buz pistinde yürümeye çalışmak gibi. Biz ayakta zor dururken aracın yoldan çıkmasından daha normal birşey olamazdı.

Aşağıdaki videoda bir süre çıkmaya uğraştığımızı göreceksiniz. Hatta birara Tuna ümidi kesip, “bu gece buradayız heralde” diyerek, ateş yakıp, kamp hazırlıklarına başladı. Baktık olmuyor, yardım için Jandarmayı aradık “orası polis bölgesi, biz bakmıyoruz” dedi. Şile Polisi Karakolu’nu aradık, “bizim yapabileceğimiz birşey yok, 155 ‘i arayın” dedi. 155’i aradık, “şu an hatlarımız yoğun, cevap veremiyoruz, lütfen bekleyin” dedi ve uzunca bekledik ama açılmadı. Dağın başında kaldık. Kimse yardım etmiyor. Normal bir çekicinin girebileceği bir yer kesinlikle değil. Girse çıkma şansı yok, bize ulaşamadan yoldan çıkar. Neyse ki dostlarımız var, 3-5 telefonun ardından bir numaraya ulaştık. Diyalog şöyle gelişti;

– iyi günler biz xxxx ‘de çamura saplandık, yardımcı olabilecek misiniz?
– orada ne işiniz var, çok fena kaygan zemindir orası
– bir şekilde girdik usta, sen bizi çıkarabilecek misin onu söyle?
– ne kadar ilerlediniz? Traktörle mi geleyim? Kepçe ile mi?
– abi sen kepçe ile gel, traktör bizi çekemez
– aracınız ne?
– 4×4
– tamam kepçeyi alıp geliyorum, 30 dakikaya oradayım
– yalnız yol çok kaygan, dikkat et usta
– kapat, kapat, geliyorum

Hakkını vermem gerekiyor; başka bir kepçe operatörü gelse çıkamayabilirdik. Remzi usta son derece profesyonel bir şekilde koordine etti herşeyi. Yaklaşık 2 saatlik yoğun çabanın ardından çocuğu çıkardık. Yol o kadar kaygandı ki, koca kepçe bile birkaç defa aşağı yuvarlanma tehlikesi atlattı.   Nitekim sonunda çıkabildik. Detaylar aşağıdaki videoda. Bu zorlu maceranın sonunda da güzel bağladık, detaylar videoda.

Aslında Şile ‘de ucuz atlatılmış bir kaza geçirdik. Sola değil, sağa virajda kaysak uçurumdan aşağı gidebilirdik. Gezilerinizde tehlikeli durumlar için mutlaka acil durum telefonlarını yanınızda bulundurun. Gittiğiniz bölgelerde mümkünse muhtar vs.. telefonunu almaya çalışın. İhtiyaç anında ulaşabileceğiniz birileri olsun. Canlı yayın ve sonrasında iyi dilekleri ve yardımcı olma çabaları ile destek olan herkese teşekkürler.

Ne demişler; ” herşey yolunda gitse, macera olmaz”

Görüşmek üzere….

PS : youtube hesabını takip etmeyi unutmayın, yeni videolar yolda, buraya buyrun!

Exit mobile version