Yol Hiç Bitmez – Mustafa Uğur – TBO

Bu hafta ”Yol Hiç Bitmez” diyerek gezilerini ve gördüklerini instagram hesabında paylaşan bir gezgini konuk ederek, doğaya dönüş deneyimlerini bizimle paylaşmasını rica ettik. Kırmadı, üşenmeden sorularımıza cevap vererek doğa, kamp hayatı ve yaşama dair deneyimlerini bize anlattı. Keyifle okumanız dileği ile…

#yolhicbitmez – Mustafa Uğur

Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Adım Mustafa UĞUR, 34 yaşındayım. Lisede Askeri Okul Eğitimi aldım.Üniversite eğitimimi Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi, İşletme bölümünü bitirerek tamamladım. Daha sonra Pearson sertifikalı E-Ticaret Micro MBA eğitimini tamamlayarak uluslararası bir eğitim diplomasına sahip oldum.Bir çok konuda da özel sertifika programlarını tamamladım, burada hepsinden bahsetmemiz mümkün değil.

image8

Bitmeyen yollarınızın başlangıç noktası neresi oldu?

Devamlı olarak bana yetmeyen, az gelen bir hayatla karşı karşıyayım. Normal yaşam kuramları bana göre değil. Araştırmak, öğrenmek ve hep yeni bir eğitim almak peşinde oldum. Doğayı çocukluğumdan severdim ama bilinçli bir sevgi değildi bu. İlk mesleğim gereği 1,5 yıl kadar dağlarda yaşadım. İşte doğa ile tanışmam bu noktada başladı ve asıl orada sevmeye başladım. Onunla anlaşabilmek için inatçı olmalısınız, sürekli savaşmak ve her an her duruma hazırlıklı olmanız gerekir. Yeni gün doğuşuyla aslında bildiğinizi sandığınız ama asla bilmediğiniz bambaşka bir şekliyle karşınızda size kucak açan yine doğanın ta kendisidir . İşte tamda bu sebeplerden doğaya aşık oldum. Benim tarzım, benim kalemim dedim. O günlerden sonra sürekli arayış içerisinde yolun sonunu arıyorum -doğanın sonunu- , biliyorum hiç bitmeyecek ama tüm keyfide burada, dediğim gibi doğadaki her yeni gün yeni bir başlangıç.

Yola çıkma konusunda sizi tetikleyen ilk duygu neydi?

En başta bana dar gelen dünya, sürekli öğrenme, keşfetme duygusu. Sonrasında bana çok anlamsız, kısa ve yalan gelen şehir yaşantısı. Yollar keşifle doludur, hiç bilmediğiniz bir dünya ve güzellikle. Herhangi bir sırada, masada, bir çatı altında öğrenemeyeceğiniz, tadamayacağınız duygularla örtülüdür. Ben bütün bunları doğaya çıkışımla daha çok merak etmeye başladım ve yollara çıkmaya karar vererek harekete geçtim.

image6

İlk gezinizi nereye yaptınız ve size neler hissettirdi?

Komiktir, ortaokul yıllarında arkadaşımın köyüne gitmiştim, kankalar olarak üç kişi Kütahya’nın köyünde buluşmuştuk .Bir gün güdülmesi gereken koyunlar için arkadaşımın abisi ile üçümüz, sayısını hatırlamadığım koyun sürüsü, bir köpek, bir eşek vurduk kendimizi dağlara. Çok eğlenceliydi, yanımızda ekmeğimiz, yiyeceklerimiz, çayımız, her şeyimiz vardı. O gece dağlardan birinde kamp kurduk, yaz günüydü, çadırımız yoktu, iki kişi uyku tulumlarında kaldık diğer ikisi battaniyelerde yattı. Akşam odun ateşinde demlediğimiz çayın tadını hala unutamam.Tüm çocukluğumuzla yaptığımız şakalar, gülüşmeler, yatmak üzereyken anlatılan korku içerikli hikayeler her şey çok güzeldi. Sanırım ilk aşıyı orada aldım. Evet evet kesinlikle orada başladı her şey.

Motosikletle seyahatin avantaj ve dezavantajları?

Motosiklet benim için hep avantaj yaratan bir araç olmuştur. Dezavantaj olarak sadece yanıma kısıtlı malzeme alıyor olmam olabilirdi. Yalnız yıllar geçtikçe edindiğim tecrübelerle bu sorun da artık benim için ortadan kalkmış durumda. Hedefli, bilinçli hareketle yanıma aldıklarım bana fazlasıyla yetiyor artık. Tabi burada en önemli nokta bagajınıza göre hafif, hacim olarak küçük profesyonel ekipman. Bu şekilde doğada ihtiyacınız olan her şey yanınızda oluyor. Avantajları ise o kadar çok ki. Öncelikle nereye gidersem gideyim benim için zamandan kazanç sağlaması çok buyuk bir avantaj. Kimsenin gidemediği, ulaşılması zor olan yerlere motorumun da enduro olması sayesinde gidebiliyor olmam büyük rahatlık. Klişeden uzak cümlelerle, rüzgarla tango yapmama müsade etmesi, hayatıma anlam katıyor olması.

image4

En çok hangi mevsimde yola çıkıyorsunuz?

Her mevsim ayrı güzel benim için, hepsinin tadı farklı, ayırt edemem. Tüm mevsimlerde kamp kurarım, doğayla paylaşırım tüm omuzlarımdakileri. 12 ay motorumla kamp yapar, mutlaka doğaya atarım kendimi. Bu sorunun benim için tek mevsimle sonuçlanacak bir cevabı yok maalesef.

Gezilerinizi tek başınıza mı yapmayı tercih ediyorsunuz?

Genelde seyahatlerim tek başınadır. Öncelikle doğayla mücadeleyi tek başıma yapmak benim için büyük keyif. Dönerken hep mutlu ayrılırım. Yalnız kalmak benim için bir çeşit terapi, aynı zamanda akşamları ateş başında kahvemi içerken tamamen kendimi dinlerim. Sabahla beraber gün gibi, doğa gibi ben de yenilenmiş olarak başlarım hayata. Ayrıca bir güç katar bana, kendime olan güvenim artar, öz güveni destekler tek başına seyahat.

Nerelerde kamp yaptınız? Unutamadığınız?

Kaç kamp deneyimi sorusuna cevap vermem çok zor, o kadar çok ki. Ülkemizdeki bölgeler olarak bakarsak; Doğu Anadolu’da sayısız dağda zirvede kamp yaptım, Karadeniz’i beş kez turladım, neredeyse her yerde kamp yaptım, Ege’de gitmediğim nokta kalmamıştır, Anadolu’da bir iki il haricinde tüm iller, Güneydoğu’da eski mesleğim gereği yine bir çok yer, Akdeniz’de ise sadece bir kaç bilindik yerde kamp kurdum, Güney bana hiç çekici gelmemiştir. Yurtdışı olarak ise; Gürcistan, tüm Balkanlar, Avrupa’da Alpler’in eteklerinde bulunan 5 büyük ülke de dahil olmak üzere birçok yerde kamp yapma fırsatı buldum. Hiç bir yerde otele girmeyi sevmem, çok zorunlu olmam gerek, o nedenle tüm motorlu seyahatlerim çadırda yaşamla geçer. Enlerim çok benim, hepsi çok ayrı güzelliğe sahip, çingenemle (motorum) benim, sayısız güzel hikayemiz var.

image1

Doğaya dönüş ve hayatta kalma teknikleri ile ilgili kendinizi geliştirmek adına neler yapıyorsunuz?

İyi bir hayatı idame eğitimi aldım lise döneminde, çok kapsamlıydı, ayrıca aldığım eğitimi 1.5 yıl boyunca dağlarda tecrübe etmem daha da fazlasını yanında getirdi. Şimdi kurduğum kamplarda bunları tekrarlayarak, unutkanlığa bırakmıyorum, hem de değişken doğa sayesinde yeni tecrübeler kazanıyorum. Artı bir eğitime ihtiyacım olmadığını düşündüğüm için bu konu üzerinde zaman harcamıyorum demem doğru olacaktır.

Sizin için doğada en vazgeçilmez ekipman hangisi? Neden?

Çaydanlık. Tebessüm yaratabilir ama öyle. Doğadan her şeyi alır, yapabilirim. Uyku tulumu, çadır genel gerekli malzemelerin dışında hiç birine gerek yok. Belki uzun süreli kamp atacak olsam uygun toprakla kendi çanaklarımı yapabilir, suyumu da ısıtacak malzemeler yapabilirim ama öyle uzun zamanlı bir yerde kalmadığımdan gerek duymadım. Çaydanlık olmalı, kısacası odun ateşinde çayımı da demlemeliyim, kahve için suyumu da ısıtmalıyım. Zorda kalırsam yemek yapmak için de işe yarıyor hem.

Doğa fotoğrafçılığı ile ilgili bir eğitim aldınız mı?

Ne doğa fotoğrafçılığı ile ilgili ne de başka konuda bir fotoğraf eğitimi almadım. Bir ara düşündüm, bir kursa yazıldım. İlk derste eğitmen fotoğraf makinasının tarihçesinden başlayıp konuyu uzun tutunca ikinci derse girmedim, o kadar. Ben gözümün gördüğünü, bazen de gözümün gördüğüne yardımcı nesneler katarak çekim yapıyorum. Bir buçuk ay önce başladığım yol hiç bitmez adlı sayfamda paylaştığım fotoğraflara aldığım tepkiler de benim için bunun yeterli olduğunu gösteriyor.

image10

Doğa gezilerinizi finanse edebilmek için sosyal medyadan beklentileriniz var mı?

Sosyal ağlardan hiç bir beklentim yok, bir sponsor arayışım hiç olmadı. Ben, motorla serüvenlerime başladığımda sosyal ağ yoktu ? Hep kendi cebimizdeki ile yola çıktık. O dönemler maaş aldığım dönemlere denk gelir. Ay başına bir kaç gün kala cepteki son parayla motoruma benzin alırdım, son bir iki günde arkadaşlarıma yaslanırdım yemeklerde, böylece ay başını denk getirirdim. Üç gün önce adı çok bilinen bir motosiklet firmasından sponsorluk teklifi geldi. Telefonda olan görüşmemiz çok olumluydu ama ne kadar bana uyar, şartlar nelerdir net bilmiyorum, konu üzerine iyi düşünmem gerek.

En çok görmek istediğiniz ülke hangisi ve neden?

Japonya, motorumla birlikte gidip görmek istediğim en önemli yer. Öncelikle Japon halkını, yaşam biçimlerini ve felsefelerini seviyorum. Japonya için geçeceğim yollarda benim için çok büyük merak konusu. Özellikle Moğolistan bu hat üzerinde ve ben orayı da merak ediyorum. Yaya gezgin olarak ise; Kolombiya görmek istediğim, önem sırasında ilk yer. Orada ki yaşantıyı merak ediyorum, tehlikeli ve çok renkli sokakları beni davet ediyor.

Sizi doğaya yönelten sebepler nelerdi?

Şehir yaşantısı tamamıyla beni doğaya itiyor aslında. Nesnelcilik, kapitalizm, aşılamayan ön yargılar, sahtecilik ve hayatın gerçeği haline gelmiş yaşam anlayışı kuralları. Bütün bunlara içinde olduğum sürede katlanırken aslında bende sahtecilik yapmış oluyorum. Hayatın bir oyun sahnesi olduğunu düşünerek, bana düşen rolü en iyi şekilde yapıp, rolüm bittiği anda sahneden ineceğim anı yani zamanını bulduğumda doğaya koşacağım anı bekliyorum.

Tamamen doğaya dönüş gibi planınız var mı?

Bir plan olarak değil ama şehir hayatından uzaklaşmak adına hep hayallerim var. Bu her an olabilir çünkü karar vermem anlıktır hep ve karar verdiysem yakmayı severim. Bir gün her şeyi yakıp bunu yapabilirim. Hayalini kurmak her daim heyecan vermiştir. Karar vermediğim için hazırlık içinde değilim. Karar verdiğim anda da hazırlık yapıp yola çıkmam zaman almaz, zaten bir çok konuda hazırım.

Doğa gezileriniz sırasında sizi korkutan bir olay oldu mu? Mesela hiç vahşi bir hayvanla karşılaştınız mı?

Kaldığım çok yerde vahşi hayvanlarla karşılaştım, siz onlara bir şey yapmadığınız sürece onlar da sizinle ilgilenmiyor. Domuzla çok karşılaştım, ilgilenmezseniz burnunun dikine devam ediyor. Çakallarla da çok karşılaştım. Bir keresinde dışarıda kalan yiyeceklerimi götürmüşlerdi. Görmedim ama onların olduğunu düşünüyorum. En çok tedirgin eden ise porsukla karşılaşmam oldu, tam bir kabadayı. Bölgemde ne işin var dercesine pis bir bakış atıp önce bir kaç adım üstüme dik dik yürüdü sonra bundan zarar gelmez diye düşündü herhalde ki aynı kabadayı yürüyüşüyle kendi alanına çekilip bir süre beni oradan izledi. Tabi vahşi hayatın içinden sevimli, vahşi olmayan hayvanlarla da karşılaştığınız oluyor, sincaplar mesela, çok sık görüyorsunuz, karacalar da özellikle çok yakınımızda Çilingoz ormanlarında bolca var.

Çok korkulur bir olayla karşılaşmadım, karşılaşmadan korktuğum oldu. Hırvatistan’da Pilitvice bölgesinde her yerde önemle ayı uyarısı var. Kamp yapacağımı gören tüm yerliler bu alanda ayılar var diye uyardı. Hayvanlardan korkmadığım için dikkate almadım, çadırımı kurdum, ateşimi yaktım, keyif yapmaya basladım. Saatler ilerledikçe bir çok hayvanın uluma sesini duydum. Çadırıma girip yattığımda uykumda iken ayı gelir korkusu tüm bedenimi kaplamıştı bile. Tüm gece ayı gelecek korkusuyla yarım yamalak uyudum. Bir ara daldığımda rüyamda ayı saldırmıştı. Nasıl fırladım, nasıl saniyede o çadırdan çıktım, çok komikti. O gün değil tabi ama sonrasında ve hala düşündükçe gülüyorum. Tamamen bilinç altımın oynadığı bir oyuna yenilmiştim.

yhb

Gittiğiniz yerlerde insanların size karşı tavırları nasıl oluyor?

Gittiğim her yerde insanlar aşırı ilgi, saygı ve sevgi gösteriyorlar. Yaşamış olduğunuz hayata duydukları ilgi gözlerinden okunuyor, çoğunda gördüğüm aslında onların da yapmak isteyip de bir türlü harekete geçemediklerini yapan birini izledikleri oluyor. Size yaklaşımları hep en kibarından, en centilmence ve sonsuz sevgi dolu. Mutlaka yardımda bulunmak istiyorlar, kimi çadırınızı kurmaya yardım ediyor, kimi muhabbete ortak oluyor, kimi yiyecek birşeyler hazırlayıp yanınıza getiriyor. Mutlak paylaşımda bulunuyorlar her ne olursa. Hepsinin ortak sorusu nasıl başarabiliyorsun?

Merak edenler sizi nasıl takip edecek?

Sosyal medya hesabım şu an için tek, o da instagramda @yolhicbitmez adresinden beni takip edebilirler. Bir de buna bağlı mailim var : yolhicbitmez@hotmail.com

Doğaya dönüş isteyen insanlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Aslında harekete geçmek için en önemli karar, bu hayatta ne olarak var olmak istediğini anlamakla başlıyor. Hayatın önemi nedir? Ve bir gün hepimizin çekip gideceği bu yaşamın ne kadarına sahip olarak ayrılmak mesele. Tabi ki herkes için hayat farklı anlamlar içeriyor. Benim sözüm doğaya karışma konusunda sadece düşüncede kalanlara. Bırakın bu dünyanın materyellere dayalı gerçeklerini, belki para kaybedersiniz vazgeçerken, belki yarım kalır toplantılar işlerinizin ortasında çantanızı alıp yola çıkarken, ama nasıl bir yaşam kazanacağınızın tarifi yok. Bir kez olsun ruhunuz için bunu yapın, sonrası inanın bana gelecek.  Vazgeçmek bazen kazanmaktır .Ruhunuza çalıştığınız sürece bir gün fark edeceksiniz ki en doğrusunu yapmışsınız. Hadi yola çıkın, unutmayın yol hiç bitmez. Her yeni doğan güneş bilinmeyen bir başlangıçtır ve gizem doğanın ta kendisidir.

 

Kişi : Mustafa Uğur
Instagram : instagram.com/yolhicbitmez
E-Posta : yolhicbitmez@hotmail.com


Samimi yaklaşımı ve keyifli sohbeti için sevgili Mustafa Uğur ‘a teşekkürlerimi iletiyorum. Yollarda görüşmek üzere diyerek finali yapıyorum. Hadi siz de yola çıkın.

Son yorumlar
  • Tek kelimeyle harika…
    Hayaller ve hayatlar

  • cidden harika bir deneyim ve helal olsun mustafa abimize

YORUM BIRAKIN